İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türk Polisiye Romanlarında Adli Birimler

Türk polisiye romanıyla Batı polisiye romanı arasındaki farklardan biri de hiç kuşkusuz ki adlî bilimlerden yararlanma ölçüsüdür. Batı polisiye romanlarında suçun araştırılarak faile ulaşılmasında adlî tıp, adlî psikoloji, adlî entomoloji (böcek bilimi) ve adlî palinoloji (polen sporlarını araştıran bilim dalı) gibi ögeler bizdekine nazaran daha fazla yer almaktadır. Elbette ki Batı polisiye romanlarında faile ulaşmada adlî bilimlerin daha geniş ve daha etkin bir şekilde kullanılması bir tesadüf değildir. Hiç şüphesiz ki bu durumun toplumsal, tarihsel, bilimsel ve kurumsal temelleri vardır. Zira hangi türde yazılırsa yazılsın bir roman yazıldığı toplumdan izler taşır. Nasıl ki bir köy romanı yazıldığı toplumun köy hayatı, gelenek ve görenekleri, örf ve adetleri ile ilgili izler taşır bilgiler verirse bir polisiye roman da yazıldığı toplumun suça ve suçluya bakış açısı hakkında ve daha da somutu suç çözümünde o ülkede kullanılan metotlar ve izlenen yollar hakkında izler taşır ve bilgiler verir.

Batı’nın, bilim ve teknolojiyle bizden daha önceleri tanışarak bunları hayatın hemen hemen her alanında bizden daha erken tatbik etmiş olması bir sır değildir. Teknoloji ve bilimdeki bu öncülük sağlıkta, eğitimde, sanayide olduğu gibi kendisini polisiye alanda da göstermiş ve suçun araştırılmasında, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde adlî bilimleri bizden daha erken ve daha yaygın şekilde kullanmaya başlamışlardır. Doğal olarak bu durum kolluk kuvvetlerinin ve dedektiflerin suçluya ulaşmada kullandıkları metotları, soruşturma ve kovuşturma anlayışı ile şüphelilere yaklaşım tarzlarını belirlemiş, bu durum da hiç kuşkusuz ki polisiye romanları etkilemiştir.

DNA ile hırsızlık ya da cinayet çözülebilir mi?

Türk emniyet sisteminde uzun yıllar hâkim olan ama artık büyük oranda kırılmış olan geleneksel polislik anlayışı şudur: “Şüpheliden delile gitmek” Oysa gelişmiş ülkelerde geçerli olan ve bizde de tam anlamıyla yerleşmesi gereken metot: “Delilden şüpheliye gitmek” olmalıdır. Bu kavramları kısaca açmak gerekirse işlenen herhangi bir suçu aydınlatmak için öncelikle olay mahallindeki delillerin toplanıp, sağlıklı bir şekilde değerlendirilerek bu delillerin işaret ettiği kişiyi şüpheli olarak belirlemek “delilden şüpheliye gitme” işlemidir. Diğer taraftan daha deliller tam anlamıyla toplanmadan ya da toplandığı halde tam bir değerlendirme yapılmadan işlenen suçla ilgili şüpheli olduğu düşünülen kişilerin eski metotlarla sorgulanıp zorlanarak suçun aydınlatılması ise şüpheliden delile gitmektir. Belirtildiği üzere ülkemizde artık büyük oranda “şüpheliden delile gitme” metodu terk edilmiş, “delilden şüpheliye gitme” metoduna geçilmiştir.

Son yıllarda başta cinayet olmak üzere birçok suçun araştırılarak aydınlığa kavuşturulmasında adlî bilimlerden artık çok daha etkin ve yaygın bir şekilde faydalanılmaktadır. Bu yaygınlığa en güzel örneklerden biri de hiç şüphesiz ki 2011 yılında Çorum’da yaşanan hırsızlık olayının çözümüdür. Çorum’da çalınan dokuz koyunun pazarlanmaya çalışılırken sahibi tarafından tanınması üzerine adlî merciler mağdur vatandaşın ahırındaki koyunlarla pazarlanmak istenen koyunlara DNA testi yaparak anne-yavru ilişkisini saptayıp olayı çözmüştür. Batı tarzı polisiye romanlarda adlî bilimlerin ne denli etkili şekilde kullanıldığı ve bu kullanımın romanlara ne denli derinlik ve gerçekçilik kattığı ortadadır. Netice itibariyle son yıllarda ülkemizde suçların aydınlatılmasında adlî bilim uygulaması bu denli yaygınlık kazanmaya başlamışken, polisiye romanlarda bu bilimlerden faydalanılması yerinde olacak ve bu durumun yaygınlaşmasıyla birlikte Türk polisiye romanında yeni ufuklar açılacaktır. Yeni tarz  polisiye romanlarına örnek olarak örnek Bir Metin Çakır polisiyesi: Park Cinayetleri yazımızı okuyabilirsiniz.

Türkolog Mustafa Kalender

Mustafa Kalender kimdir

1980 yılında Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde doğdu. 2004 yılında Kırgız-Türk Manas Üniversitesi Türkoloji (Türk Dili ve Edebiyatı) bölümünü bitirdi. 2008 yılında Merzifon Polis Meslek Eğitim Merkezini bitirerek polis memuru olarak göreve başladı ve yaklaşık on yıl polislik yaptı.

2018 yılında “İsimdeki Sır” adlı polisiye romanı yayımlandı, yazar  bu romanda Polis Memuru Barman Kara karakterini oluşturmuştur, romanda polis meslek jargonunu çok etkili bir şekilde kullandığı için birçok okur tarafından Emniyeti edebiyata taşıyan kişi olarak nitelendirilmiştir.

Kaynak:  polisiyedurumlar.com

İlk yorum yapan siz olun

    Görüşlerinizi Bizimle Paylaşın