Toprak: Ölüler Hayatlarına Geri Dönebilseler Ne Söylerlerdi?

0
284
Toprak

Robert SeethalerToprak ’ta ölümün insan hayatındaki yerini, öteki dünyadan bir insanın yaşayanlara neler anlatacağını, hayatına dair neleri anlatmayı seçeceğini, bir olayın farklı kişilerce nasıl yorumlanacağını etkileyici bir kurguyla gözler önüne seriyor. Regaip Minareci’nin çevirisini yaptığı eser Tımaş Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Bir hayattan geriye ne kalır?
Belli bir duyguya ait bir hikâye mi, bir anı mı?
Ölüler hayatlarına geri dönebilseler ne söylerlerdi?

Biri kocasının bir ömür boyu elini tuttuğunu hatırladı. Biri doğdu, kumar oynadı ve öldü. Başka birinin hayatında çok insan oldu, ama sadece birini sevdi. Her şey bittiğinde de pişmanlıklar ve çelişkiler içinde olan ölüler; aşklarını, ailelerini, kırgınlıklarını, yalnızlıklarını, doğrularını ve yanlışlarını anlatıyor bu romanda.

Robert SeethalerToprak ’ta ölümün insan hayatındaki yerini, öteki dünyadan bir insanın yaşayanlara neler anlatacağını, hayatına dair neleri anlatmayı seçeceğini, bir olayın farklı kişilerce nasıl yorumlanacağını etkileyici bir kurguyla gözler önüne seriyor.

Eğer hayatımdan tek bir anı seçecek olsam, size ne anlatabilirdim? …İşte bu soru, bu kitabı özel kılan şey. Avusturyalı yazar Seethaler, en sevdiğim yazarlardan.

Christine Westermann, WDR

Robert Seethaler, Almancanın ve Alman edebiyatının büyük zanaatkârı.

Philipp Haibach, The World

Her şey mükemmel bir biçimde bir araya gelmiş. Okurken durmak istemiyor, sonuna geldiğinizdeyse üzülüyorsunuz. Seethaler’ın onurlu karakterlerine yansıttığı ustalığı, Alman edebiyat tarihinin nadir örneklerinden.

Andreas Platthaus, FAZ

Eğer yazar sözü bir köydeki yirmi dokuz ölüye hikâyelerini anlatması için bıraktıysa, eğer hiçbir ayrıntısını değiştirmeden sıradan bir hikâyeyle dahi okuru etkileyebilmeyi başardıysa, eğer biyografilerin ufak ufak büyümesine engel olmadıysa ve bir roman haline getirdiyse… Bu, Seethaler’ın muhteşem bir hikâye anlatıcısı olduğunun kanıtı.

Stephan Hebel, Frankfurter Rundschau

Toprak ‘tan Alıntılar

Toprak

İnsan, ancak ölümü geride bıraktıktan sonra yaşamı hakkında kesin bir yargıya varabilir.
“Bu dünyada koyunlar da var, kurtlar da. Ama seçme şansın yok, anlıyor musun? Senin kararınla olmuyor, kader bu. Ama şanslısın, sen kurtsun çünkü. Güçlü ve dayanıklısın. Seni kimse yiyemez. Sen onları yersin. Kurt etinin tadını kimse bilmez. Kader senden yana. İçimizden birisin.”
Yaşlıların çok azı bilgedir, çoğu yaşlanmıştır yalnızca.
Doğru kadını bulmaya uğraşma. Öyle biri yok. Doğru kadını bulduğuna inandığın an, yanlış kadın olduğunu anlayacaksın. Yine de yanlış kadında doğru şeyler bulmaya çalışıp keyif alabilirsin. Fazlası yok.

Yalnızca bir kez dönüp bakmazsın ve her şey geçip gider.
Yitirilen zamandan söz etmiyorum. Zaman yitmez çünkü. Ben değerimi yitirdim.
Kiliseye gitmeyi severdim, ama asla günah çıkarmadım. Şunu biliyordum: Tanrı beni bağışlasa bile ben kendimi bağışlayamam.
Nice eller sıktım, ama beni tutan eller çok azdı, anımsıyorum.
İnsan ölümü ilk kez düşündüğünde ölmeye başlar.
Bütün yaşamımı hüzünden bir sis perdesinin ardından anımsıyorum. Geriye kalan tek şey hüzün. En kötüsü bu değil sanırım. Kendimi uzun zaman, insan ölmez yalnızca bu dünyayı terk eder diye ikna etmeye çalışmıştım. Ölüm, yalnızca bir sözcük demiştim. Ama doğru değilmiş bu.
Her şey düş gibiydi. Düş görmek, ruhun ağırlığına ve ağrılara iyi geliyordu.
Nasıl bir şey olduğunu şimdi biliyorum. Ama anlatmam. Ölümü anlatmak yasak. Gerçek ölümdedir, ama gerçeği dile getirmek yasak.
İnsanın gerçek anlamda aklını karıştırabilen erkeklerin sayısı çok azdır, erkeklerin çoğu gereksiz bir dayatmadır. Yücelemedikleri gibi hüzünlenmeyi de bilmezler.
İnsanların eylemleri hiç değişmez. Farklı olan eylemlerin etkisidir. Ama zamanla o da sınırlanır.
İnanmak, bilgidir aslında. Bilgi, fikre dönüşür.

Düşüncelerinizi Bize Yazın