Şair Yılmaz Odabaşı, Ahmet Kaya’nın Hayatını Yazmaktan Vazgeçti

0
1103
Yılmaz Odabaşı
Şair Yılmaz Odabaşı, Ahmet Kaya'nın hayatını yazmaktan vazgeçtiğini açıkladı.

Şair Yılmaz Odabaşı, 2000 yılında sürgünde bulunduğu Fransa’nın başkenti Paris’te vefat eden sanatçı Ahmet Kaya’nın hayatını anlatan bir kitap yazmaktan vazgeçtiğini açıkladı. Odabaşı, projeden vazgeçmesine ise Ahmet Kaya‘nın varislerinin dün yaptığı açıklamayı gösterdi. 

Ahmet Kaya’nın varisleri eşi Gülten Kaya ile kızları Çiğdem ve Melis Kaya tarafından yapılan açıklamada, kendilerinden izin alınmadan Ahmet Kaya’yı konu alan, çağrıştıran, onun hikayesinin yer aldığı ya da esinlenmenin olduğu eserin yayınlamayacağını açıkladı.

Ahmet Kaya’nın yasal varislerinin bu açıklamasının ardından Şair Yılmaz Odabaşı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ahmet Kaya’nın hayatını anlatan kitap yazma projesinden vazgeçtiğini ifade etti.

Odabaşı, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya’ya sert eleştiriler yönelterek, şu ifadeleri kullandı:

Ahmet Kaya’nın kendisi ve çocukları adına tek hamisi, tek mirasçısı olduğunu 20 yıldır deklere ederken, bugüne kadar şirketi adına Ahmet Kaya şarkılarının tahsilatı dışında niçin hiçbir şey yapmamıştır? Mesela bir Ahmet Kaya Vakfı projelendirse onbinler desteklerdi

dedi.

Ahmet Kaya’nın Şarkılarını Okuyan Uçan Kuşa Bile Fatura Kesti

Gülten Kaya’nın 20 yıldır Ahmet Kaya‘nın şarkılarını okuyan uçan kuşa bile fatura kesmekten başka birşey yapmadığını iddia ederek,

Bilgim dışımda kimse onun hikayesini bile yazamaz derken’, Ahmet Kaya’nın anlamlı imgesini mi gözetiyor gerçekten, yoksa milyonlarca ciro yapan şirketinin kasasını mı?

sorusunu yöneltti.

Odabaşı, 8 yıl Nazım Hikmet Vakfı‘nda yöneticilik yaptığını, Nazım Hikmet adına hiçbir mirasçısı gelip adına birşey yapamazsınız demediğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:  

Nazım’dan Deniz Gezmiş’e milyonlara mal olmuş pek çok değer hakkında yüzlerce kitap yazıldı ve kimse Gülten Kaya gibi ayda bir herkese mahkeme şantajı deklere etmedi.

Odabaşı, Fikir Sanat Eserleri Kanunu hükümlerinin belli olduğunu belirterek,

Bu konuda uluslararası hükümler de vardır ve milyonlara mal olmuş imgeler, şirketlerin değil, halkındır. Mesela ‘Postacı’ filmi için Pablo Neruda’nın varislerinin gelip Türkiye’de filmi izleyenlere yasak koyması söz konusu bile olamaz

dedi.

İbrahim Kalın Ve Yavuz Bingöl Etkisine Dikkat Çekti

Odabaşı, Gülten Kaya’yı Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın gibi isimlerle olan yakın İletişimine güvenerek bir cafe duvarına bir Ahmet Kaya resmi çizdirmek isteyen insanlara bile yıllarca sorun çıkardığını işaret ederek,

Ağır şeker hastası ve trilyonlarca servetiyle şimdi de aba altından bana sopa gösteriyor. Zamanında dedim: ‘Gülten, ayıp olmasa sen Paris’te Ahmet’in sakallarını bile tel tel çıkarıp satarsın!’ Şimdi de dolaylı ya da dolaysız ‘onun hikayesini çağrıştıran’ hiçbir projeye dünya genelinde iznimiz yoktur’ deyip ekliyor: Bu açıklama, aynı zamanda savcılara suç duyurusudur.

ifadesini kullandı. 

Gülten Kaya‘nın tehditvari açıklamasından sonra projeden vazgeçtiğini anlatan Odabaşı, paylaşımlarına şöyle devam etti: “

Hal böyleyken, FSEK hükümlerini değil, Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın’la güçlü diyaloğuna ve Yavuz Bingöl’ün de zaman zaman aracılığına güvenen Gülten Kaya’nın bu tehditvari tutumları nedeniyle kamuoyuna açıkladığım Ahmet Kaya kitabını yayınlamam da şimdilik olanaklı değil.

Sonuç : ‘Ahmet Kaya’nın değil biyografik hikayesi, adını ve imgesini çağrıştıran her şeyi dünya genelinde yasakladığını’ ve bu yorumunun savcılıklara suç duyurusu da içerdiğini vurgulayan Gülten Kaya’nın bu tutumu nedeniyle Ahmet Kaya biyografik romanı projemden feragat ediyorum.”

Ahmet Kaya’nın Rantını Yiyecek Eleştirisine Cevap

Sosyal medyadaki bu paylaşımları sonrasında kendisine yöneltilen “Ahmet Kaya’nın rantını yiyecek” eleştirilerine de cevap veren Yılmaz OdabaşıAhmet Kaya hayatını kaybettikten sonra yaşadığı bir olayı şöyle anlattı:

Yıl 2001, Ahmet 7-8 ay önce vefat etmiş, “Hoşça Kalın Gözüm” adlı vefatından sonra çıkacak albümde iki şarkım var. Atilla İlhan’ın o albümdeki “Jilet yiyen kız” şiiri için yüksek ücret aldığını biliyorum. Gülten, önüme bir duble rakı koydu. “Getir muvaffakatnameyi” dedim.

Bir kuruş almadan, söz konusu bile etmeden o muvaffaklatnameyi  ‘Ahmet’in hatırı Gülten’ diyerek imzalayıp çıktım GAM Müzik’ten. Gülten bunu inkâr edemez. Ahmet rantı filan diyen gençler, biz o ranta niyet edecek olsak 19 yıl önce ederdik…”

Düşüncelerinizi Bize Yazın