Edebiyat Eleştirisi İle Felsefenin Kavuştuğu Alanda Keşfe Çıkmak İsteyenler İçin

0
4

Siegfried Kracauer‘in Polisiye Roman kitabı, Dilman Muradoğlu‘nun çevirisiyle Metis Kitap tarafından okuyucuyla buluşuyor.

Polisiye roman kurmacadan mı ibarettir? Ortaya çıktığı toplum ve uygarlıkla nasıl bir ilişkisi vardır? Polisiye romanda dedektif her şeyi nasıl biliyor? Polis ve dedektifin toplum içinde temsil ettiği konum nedir? Peki ya suçun ve suçlunun?

Daha önce Kitle Süsü, Film Teorisi ve Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler kitaplarını yayımladığımız Kracauer’in Polisiye Roman’ı bu türle ilgili ilk önemli çalışmalardan biri. 1922-1925 arasında yazdığı ve 1933’te Almanya’dan göç ederken yanına aldığı, ancak 1950’de dosyaları içinden bulup çıkarabildiği bu kitap, Georg Lukács’ın Roman Kuramı’nın ve Søren Kierkegaard’un felsefesinin izinden giderek edebi bir türün toplumsal içeriğini ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Edebiyat eleştirisi ile felsefenin kavuştuğu alanda keşfe çıkmak isteyenler için.

Siegfried Kracauer Hakkında

Alman yazar, gazeteci, sosyolog, film kuramcısı (1889-1966). Frankfurt’ta doğan Kracauer 1907-1913 yılları arasında mimarlık öğrenimi gördü ve 1920’ye kadar mimar olarak çalıştı. 1920’de dönemin önde gelen liberal gazetesi Frankfurter Zeitung’a yazmaya başladı. 1924-1933 yılları arasında da gazetenin sanat ve kültür konularında makaleler ve dizi yazıların yayımlandığı feuilleton bölümünü yönetti. Kracauer, yazarları arasında, yakın dostluk kurduğu Benjamin, Adorno ve Bloch’un da olduğu bu gazetede o dönem için son derece yeni ve çığır açıcı bir tavır sergilemiş; o zamana kadar kültürel inceleme konusu olarak pek ele alınmayan sinema, fotoğraf, radyo, dans, seyahat, çoksatar romanlar, dedektif romanları, sirkler, pasajlar, spor, iş bulma kurumları, şehir hayatı vb. gibi konularda birçok deneme ve analiz yazısı yayımlamış ve yazmıştır.

Uzun yıllar gazete sayfalarında kalan bu dönem yazılarının bir kısmı, uzun bir süre sonra, bizzat kendisinin hazırladığı Kitle Süsü (1963) ve Strassen in Berlin und anderswo (1964, Berlin ve Başka Yerlerde Sokaklar) adlı kitaplarda yayımlanmıştır. Yine ilk olarak bu gazetede tefrika edilen ve 1930’da Die Angestellten (Beyaz Yakalılar) kitabında yeni beyaz yakalı çalışanların hayat tarzlarını, derin bir manevi boşluğun damgasını vurduğu ve birkaç yıl sonra onları Nazizmi hararetle benimsemeye itecek kültür ve eğlence anlayışlarını inceler.

Bu yazılardaki kapitalizm eleştirisinin dozu yavaş yavaş yükselen faşizme uyum sağlamaya başlayan gazete yönetiminin tepkisini çekmeye başlayınca gazeteden ayrılan Kracauer 1933’te Paris’e, 1941’de de ABD’ye iltica etmiştir. 1941-43 yılları arasında New York’taki Modern Sanat Müzesi’nde Alman sineması üzerinde çalışmış, bu çalışması 1947 yılında From Caligari to Hitler: A Psychological History of the German Film (Caligari’den Hitler’e: Alman Sinemasının Psikolojik Tarihi) adıyla kitaplaşmıştır.

Yirminci yüzyıl sinema kuramının en önemli eserlerinden biri sayılan Theory of Film: The Redemption of Physical Reality (Film Kuramı: Fiziksel Gerçekliğin Kurtarılması) adlı eseri ise 1960 yılında yayımlanmış, Anglosakson dünyasında daha çok bu eserleriyle tanınan Kracauer’in öncü bir kültür eleştirmeni ve sosyolog olarak oynadığı rol ancak son otuz yıl içinde hak ettiği biçimde değerlendirilmeye başlamıştır.

1966 yılında New York’taki Columbia Üniversitesi’nde uygulamalı sosyal bilimler araştırmaları alanında çalışırken ölen Kracauer’in son kitabı, Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler (1969) tarih felsefesiyle ilgili görüşlerini geliştirdiği ve özellikle mikrotarihin ve gündelik olanın önemi konusunda Frankfurt Okulu’yla arasındaki düşünce farklarının iyice belirginleştiği bir eserdir.

Fındıkzade

Görüşlerinizi Bizimle Paylaşın