Ya II. Dünya Savaşını Hitler ve Naziler kazansaydı?

0
35
Philip Roth

Philip Roth tarihi yeniden yazıyor. Amerika ile Nazilerin müttefik olduğu roman Amerika’ya Tuzak, Merve Sevtap Ilgın‘ın çevirisiyle Monokl Yayınları‘ndan raflarda…

Olağanüstü ölçüde politik bir roman… Hiç tekin değil, rüya gibi ama capcanlı… korkutucu derecede akla yatkın… Sayfaları çeviriyor, hayran oluyor ve korkuyorsunuz.

The New York Times Book Review

Büyük olay, patlıyor adeta, coşturuyor ve hüzünle ilerliyor. Roth’un şimdiye kadarki en açık sözlü ve topluma dönük romanı.

The Washington Post Book World

Roth’un yazdığı en olaylı, en güçlü kitap. Bugün öylesine inandırıcı ki.

San Francisco Chronicle

Roth yine yaptı; her zaman ve şimdi okuyabileceğiniz bir kitap daha yazdı. İnanılmaz bir yapıt.

The Christian Science Monitor

Bir kahinlik değil bu, bir kabus, hem komik hem de gerçekçi, üstüne çok garip. Parıltılı ve dolambaçlı bir kitap, hem de olanca bir radikal tatlılıkla.

The New Yorker

Amerika’ya Tuzak

İki yıl önce, iki diktatörün Polonya’yı işgal edip bölmelerine yalnızca günler kala imzaladıkları Hitler-Stalin Saldırmazlık Paktı, kıta Avrupa’sını çoktan istila etmiş olan Hitler, 22 Haziran 1941’de Polonya’dan başlayıp Asya üzerinden ta Pasifik’e kadar uzanan o devasa kara kütlesini fethetme cüretini gösterip doğudaki Stalin kuvvetlerine müthiş bir saldırıda bulununca birdenbire bozuluverdi. Başkan Lindbergh o akşam Beyaz Saray’da yaptığı konuşmada Hitler’in savaşı böylesine geniş topraklara yaymasına değindi ve Almanların Führer’ine düzdüğü samimi övgülerle babamı bile şaşkınlık içinde bıraktı.

“Adolf Hitler,” diye konuştu Başkan, “bu hareketiyle kendisini Komünizmin şerrine ve yayılmasına karşı dünyanın en büyük muhafızı hâline getirmiştir. Bu, Japon İmparatorluğu’nun çabalarını kü-çümsediğim anlamına gelmiyor. Japonya, Çan Kay Şek’in yozlaşmış feodal Çin’ini çağdaşlaştırmaya kendini adamıştır ve Japonlar, amaçları o uçsuz bucaksız ülkenin kontrolünü ele geçirip tıpkı Rusya’daki Bolşevikler gibi Çin’i Komünist bir esir kampına çevirmek olan fanatik Çinli Komünist azınlığın kökünü kazımak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Ama bu gece, Sovyetler Birliği’ni vurduğu için bütün dünyanın minnettar olması gereken kişi Hitler’dir. Alman ordusu Sovyet Bolşevizmine karşı mücadelesinde başarılı olursa –ki öyle olacağına inancım tam– Amerika, kendi habis sistemini dünyanın geri kalanına da dayatan bu açgözlü Komünist ülkenin yarattığı tehlikeyle asla karşı karşıya kalmayacaktır.”
Philip Roth

Philip Roth Hakkında

Philip Roth
Philip Roth

19 Mart 1933’te New Jersey’in Newark kentinde doğmuştur. Bucknell Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimi görmüştür. Ardından Chicago’da İngiliz edebiyatı, Iowa ve Princeton Üniversitelerinde yaratıcı yazarlık dersleri vermiştir.

1959’da, altı öyküsünü bir araya getirdiği ilk kitabı Goodbye Columbus yayımlanmıştır [Kucak Dolusu, Çev. Ülkü Tamer, Sander Yayınları, 1971]. ABD’li Yahudilerin yaşamını son derece kişisel, keskin ve ironik bir dille tasvir ettiği bu kitapla Roth, 1960’ta Ulusal Kitap Ödülü’nü almıştır. Ardından iki roman yazmıştır: 1962 tarihli Letting Go [Libby, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, 1973] ve 1967’de yayımlanan When She Was Good.

Şöhret ise 1969’da, ABD’nin nezih edebiyat çevrelerini karıştıran Portnoy’s Complaint [Portnoy’un Feryadı, Çev. Özden Arıkan, Ayrıntı Yayınları, 1999] ile gelmiştir. Bilinç akışı tekniğinde eşsiz bir monolog olarak nitelenen bu eser, çağdaş Amerikan edebiyatının en komik, en unutulmaz karakterlerinden birini yaratmıştır. 1972’de Ernest Lehman tarafından aynı adla sinemaya uyarlanan Portnoy’dan sonraki kitaplarında Roth, hep değişik anlatım teknikleri denemiş, her seferinde değişik konulara el atmış ama ana temalarından ya da “takıntıları”ndan hiç uzaklaşmamıştır: Yahudi olmak, erkek olmak, bir ananın oğlu olmak, aydın olmak; ve bütün bunlardan doğan her türlü marazilikle uğraşmaya devam etmiştir.

The Breast’le (1972) Kafka’ya bir nazire yazmıştır; ancak onun kahramanı, hamamböceğine değil, dev bir memeye dönüşmektedir [Meme, Çev. Seçkin Selvi, Sander Yayınları, tarihsiz]; Portnoy’u hatırlatan My Life As a Man (1974) ile başladığı Zuckerman serisinde [The Ghost Writer (1979), Zuckerman Unbound (1981), The Anatomy Lesson (1983)] “erkeklik” meseleleri ile uğraşmaya devam etmiş ve serinin son kitabı olan The Counterlife (1986) ile 1987 Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü almıştır.

Çoğu romanı otobiyografik nitelik taşıyan Roth, 1988’de The Facts ile bu kez “adı konmuş” bir otobiyografi kaleme almış; minimalist bir kitap olarak nitelenen Deception’da (Aldatma) “aldatma” konusunu, rahatsız edici olmaktan sakınmayarak, acımasız bir içtenlikle işlemiştir. 1991’de Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Ödülü’nü ona bir kez daha kazandıran Patrimony’de, aile mirası olan kültür ile bireyin kendi entelektüel gelişimi içinde yöneldiği kültür arasındaki çatışmayı, son derece dokunaklı bir dille incelemiş ve Adam Phillips’in deyişiyle, “kendi seçtiği babalarının, Freud ile Kafka’nın, uğruna reddetmiş olduğu babasıyla barışmış”tır.

1993’te Pen tarafından Faulkner Ödülü’ne değer görülen ve Time dergisince yılın En İyi Amerikan Romanı seçilen Operation Shylock’ta (1993), Yahudileri İsrail sürgününden kurtarıp onların Avrupa’ya geri dönmelerini sağlamaya kalkmıştır. Vietnam sonrası dönemi anlattığı American Pastoral (1997) [Pastoral Amerika, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2008] ile 1998’de Pulitzer Ödülü’nü almıştır. The Dying Animal’da (2001) [Ölen Hayvan, Çev. N. Can Kantarcı, Ayrıntı Yayınları, 2007] erotik zevklerin peşinde koşmaya ant içerek eşini ve oğlunu terk eden bir akademisyeni anlatmıştır.

Son derece üretken bir yazar olan Roth, I Married a Communist’te (1998) [Bir Komünistle Evlendim, Çev. Orhan Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, 2004] yine Amerikan yaşamının trajik bir kesitini yine o keskin mizahıyla ele alarak McCarthy dönemini sorgulamıştır. Birbirinin muhbiri durumuna düşen bir karı kocanın hikâyesini, Zuckerman serisinin kahramanının gençlik yıllarına yerleştirerek Nathan Zuckerman’ın gözüyle anlatmıştır. American Pastoral’le başlayıp, Bir Komünistle Evlendim’le devam eden üçlemeyi tamamlayan The Human Stain 2000 yılında yayımlanmıştır. Saygın bir edebiyat profesörünün ırkçılık suçlamasıyla istifaya zorlandığı bu romanda, Roth yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerika’nın ruh haliyle ilgili derin soruşturmasını sürdürmüştür.

Büyük bölümü kitaplaştırılmamış olan çok sayıda öyküsü, deneme ve eleştiri yazısı da bulunan Philip Roth, 22 Mayıs 2018’de hayatını kaybetti.


Editör Notu: Philip Roth ve Paul Auster’e İlham Veren “Sihirli Fıçı” Kafka Kitap’ta


Ze Kitap’a Destek Olmak İster misiniz?
Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Bize Patreon üzerinden destek olabilirsiniz. Çok teşekkürler.
Destek Olun!


Küçük Yılan

Görüşlerinizi Bizimle Paylaşın