Bu Bir Hasret Ezgisidir, Garip Bülbül’e – Mehmet Akbaş

0
78
Neşet Ertaş

Neşet Ertaş, halk müziğimizin büyük ustası. Sevenleri ve müzik otoriteleri tarafından birçok unvan verilir O’na ama hiçbir unvan abide hayatının içini dolduramamıştır. Bozkırın Tezenesi, Garip Bülbül, Türkülerin Babası ve daha birçok lakap ile anılan büyük ustaya en çok kendi kullandığı Garip mahlası yakışır aslında.

1957 yılında ilk plak kaydını, babası Muharrem Ertaş’a ait olan “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül’’ ismiyle çıkarır. Türkünün adını taşıyan bu soruyu kendine sorar sanki Usta. Gariplik peşini hiç bırakmaz ve son nefesine kadar da bırakmayacaktır. Sazı eline aldığı çocuk yaşlarından beri garip bir bülbül gibi dertli dertli öter durur, ömrünün sonuna kadar da hep böyle seslenecektir yalan dünyaya. Her haliyle tam bir gariptir O. Kabalalıklar içindeyken de, kırık bir gönülle yurtdışında bilinçli bir yalnızlığı tercih edip unutulmak için bir kenara çekildiğinde de tam bir gariptir.

Halinden dilinden anlayanı çok yoktur. Çünkü Büyük Ozan dünyaya aşk ile bakar, can’a bakar, öze bakar. O’nun için canlılar içinde, türün; insanlar içinde kimliğin, rengin, makamın, rütbenin, sosyal sınıfın, ırkın, sağcının, solcunun bir hükmü yoktur. O, insandan önce cana bakar, rütbeden önce insana ve öz’e bakar. Bu özellikleri üzerinde daima bir nişan gibi taşıyan Koca Çınar’ın Garip makamında bulunması, özellikle son dönemde yukarıda saydığım olgularla çok içli dışlı bir toplumda, kaçınılmaz bir rütbeydi elbette.

Hayatta beklentiye girmez, kimseye de eyvallah etmez. Ne sahne ışıkları, ne alkış sesleri, ne sloganlar özünden koparamaz. Sahneye çıkar sanatını icra eder, sözlerini dillendirir, kendi deyimiyle bestelerini havalandırır. Ve söylediği tek bir cümle vardır; Ayaklarınızın türabıyım, gönüllerinizin hizmetçisiyim. En güzel övgü sözlerini duysa bile hiç üzerine alınmaz hali hep aynıdır, duruşunu hiç değiştirmez. Çünkü Ertaş’a göre hiçbir güzel haslet insanın değildir, her şey Hak’tandır, insanın olan sadece emeğidir. Bunu bilir ve gönlünün ilhamlarını emeği ile birleştirir, gösterişsiz saf ve duru bir hayatın sahibidir. Bazen katıldığı bir programda saygısına beyefendiliğine mukabele görmez, ama o yine değiştirmez duruşunu hep edep, saygı ve sevgi eker etrafına. İster en övgülü sözlere muhatap olsun, ister en ham davranışlarla mukabele bulsun. O hep Gariplik makamındadır.

Garip Bülbül, gönlünü bir Leyla’ya kaptırır ve evlenmeye karar verir ama aynı ruhtanız dediği babası Muharrem Usta karşı çıkar bu evliliğe, yine de evlenir. İlk defa ters düşer dostu, yoldaşı, babası, dertdaşıyla. Olaylar babasının nasihatleri doğrultusunda gelişir. Yaklaşık 10 yıl süren evlilikten 3 evlat dünyaya gelir ve ayrılırlar. Bu ayrılık onu çok yaralar ve unutulmaz eserler vermeye başlar. Besteleriyle Türk Halk Müziğine dev eserler verdiği gibi. Şiirleriyle de edebiyatımıza muazzam pencereler açar. Cahil zamanlarında dünyanın rengine aldanır. Gönül dağı yağmur yağmur boran olur. Can özünden gizli gizli seller akar. Kalpten kalbe giden görünmez sevgi yolu gizli gizli keşfedilir ve onun garipliğinde çok sırlar saklanır yalnız dostların anladığı.

Gönlünce olacak sandığı dünya artık yalandır gözünde ve hep bunu dillendirir, yalan dünyanın geçici hallerine nimetlerine kaptırmaz gönlünü. Halden anlayan bir dost yüreğin dediği gibi Neşet Ertaş, birçok edebiyatçının ciltlerle anlatmak istediği şeyi bir satıra, bir dörtlüğe sığdırır. Anlayan anlar onu oturmasına, kalkmasına, konuşmasına, bakmasına sinmiş garipliğinde. Ve böylece gelir geçer dünyadan. Ona yakılacak çok söz var amma ne söylense eksik kalır…

Cümle cümle hece hece, Dost sevgi eker.

Hasret makamında, gönül Dost çeker.


Ze Kitap’a Destek Olmak İster misiniz?
Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Bize Patreon üzerinden destek olabilirsiniz. Çok teşekkürler.
Destek Olun!


Küçük Yılan

Görüşlerinizi Bizimle Paylaşın