“Küreselciler: İmparatorluğun Sonu ve Neoliberalizmin Doğuşu” İlk Kez Türkçe’de

0
473

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) “Küreselciler: İmparatorluğun Sonu ve Neoliberalizmin Doğuşu” isimli kitabı Türkçe’de ilk kez okura sunuyor. Kitabında küreselciliğin entelektüel gelişimini inceleyen Kanadalı tarihçi Quinn Slobodian, Habsburg İmparatorluğu’nun çöküşünden Dünya Ticaret Örgütü’nün kuruluşuna dek yaşanan olayları, bir grup düşünürün çalışmaları ekseninde ele alıyor.

Kanadalı tarihçi Quinn Slobodian’ın kaleme aldığı “Küreselciler İmparatorluğun Sonu ve Neoliberalizmin Doğuşu”, 20’nci yüzyıl tarihine bambaşka bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Çevirisi Ahmet Fethi Yıldırım tarafından yapılan, Türkçe’de ilk kez okurla buluşan eserde Slobodian,

Benim anlatım, Habsburg İmparatorluğu’nun sonundan Dünya Ticaret Örgütü’nün kurulmasına kadar uzanan bir çizgiyi izledi

diyor.

Serbest Piyasa İdeolojisi Dünyayı Fethetti

Slobodian, ‘neoliberalizm’ teriminin 1938 yılında Paris’te Walter Lippmann Kolokyumu’nda toplanan ekonomist, sosyolog, gazeteci ve iş dünyası yöneticilerinin liberalizmi yenileme arzularını tarif etmenin bir yolu olarak ortaya çıktığını söylüyor. Slobodian, yaygın bir inanca göre, 20’nci yüzyılın sonuna gelindiğinde serbest piyasa ideolojisinin dünyayı fethettiğini, küresel ekonominin itiş kakışı içinde de devletlerin öneminin azaldığını vurguluyor. 1995 yılında gerçekleştirilen Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda ABD Başkanı Bill Clinton’ın

24 saat piyasaları kör edici bir hızla, bazen de acımasızca tepki verebiliyor

dediğini belirterek, Şansölye Gerhard Schröder’in de, yeniden birleşen Almanya’da refah sisteminde büyük bir reformu duyururken, küreselleşme fırtınalarına işaret ettiğini ifade ediyor.

Refah ya da fırsat sunan bir atmosfer

Neoliberalizmin doğuşu na odaklanan Slobodian, konunun ABD Merkez Bankası Başkanı Alan Greenspan tarafından 2007’de en açık biçimde aktarıldığını söylüyor. Slobodian, atıfta bulunarak şöyle devam ediyor:

Greenspan ‘Bir sonraki başkanın kim olacağı pek fark etmez. Dünyayı, piyasa güçleri yönetiyor.’ Eleştirenlere göre bu, ‘sömürgeciliğin yerini alan küreselleşme’ ile yeni bir imparatorluk gibi görünüyordu. Savunanlara göre ise insanların olmasa bile, malların ve sermayenin arz ve talep mantığına göre aktığı, herkese refah –ya da en azından fırsat– yaratan bir dünyaydı. Bu piyasa güçleri kuralı felsefesi, onu eleştirenler tarafından ‘neoliberalizm’ olarak etiketlendi. Anlatılanlara göre neoliberaller küresel serbest piyasaya inanıyordu: Kendi kendini düzenleyen piyasalar, daralan devletler ve Homo economicus’un tek boyutlu rasyonel çıkarına indirgenen insan motivasyonu. Neoliberal küreselcilerin, serbest piyasa kapitalizmini demokrasiyle birleştirdiği ve sınırsız bir tek dünya pazarı hayali kurduğu iddia edildi.

“Piyasa, kendine dikkat etmez ve edemez”

Slobodian kitapta bahsettiklerinin, bu birleştirme çabaları ve iddialara yönelik anlatımların konusunu düzenlediğinin bilgisini veriyor. Slobodian,

Kendi kendilerini tanımlayan neoliberallerin, özerk kendilikler olarak kendi kendini düzenleyen piyasalara inanmadığını gösteriyor

sözlerini kaydediyor. Slobodian, neoliberallerin demokrasi ile kapitalizmi eşanlamlı görmediklerinin altını çizerek,

İnsanları yalnızca ekonomik rasyonaliteyle hareket eden kimseler olarak da görmediler. Ne devletin ne de sınırların ortadan kalkmasını istediler. Dünyaya yalnızca bireyin penceresinden de bakmadılar. Temel neoliberal içgörü aslında John Maynard Keynes ve Karl Polanyi’ninkine benzer: Piyasa, kendine dikkat etmez ve edemez. Yirminci yüzyıl neoliberal teorileştirmenin çekirdeği, bütün dünya ölçeğinde kapitalizmi korumak için meta-ekonomik ya da ekonomi-dışı adını verdikleri koşullarla ilgilidir

diyor.

Sosyal bilimcilerin araştırmaları odağa alınıyor

Kitapta neoliberal projenin kurumları tasarlamaya odaklandığını gösterdiğini ifade eden Slobodian, şöyle devam ediyor:

Geçen on yılda neoliberalizm ve onun küresel yönetişim reçetelerini tarihselleştirmek, ‘siyasal sövgü’yü ya da ‘anti-liberal slogan’ı kuvvetli bir arşiv araştırması konusuna dönüştürmek için olağanüstü çaba harcandı. Benim anlatım, tuhaf bir biçimde bağlantısız kalmış iki bilimsel çalışma damarını birbirine bağlıyor. İlk damar, neoliberal hareketin entelektüel tarihinin izini sürme çalışmasıdır. İkinci damar, tarihçilerin değil, sosyal bilimcilerin yürüttüğü neoliberal küreselci teori araştırmalarıdır.

Quinn Slobodian Hakkında

New York Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktorasını tamamlayan Kanadalı tarihçi Quinn Slobodian, Harvard Üniversitesi bünyesindeki Weatherhead Uluslararası İlişkiler Merkezi’nde doktora-sonrası araştırmacı olarak görev aldı. Slobodian, 2015’ten bu yana Wellesley College’ta öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

Düşüncelerinizi Bize Yazın