Kırık Saat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Orman: Edebiyat devletlerden ve iktidarlardan büyüktür | Röportaj: Yavuz AKENGİN

0
14
Kırık Saat

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin Sur’da çıkan bir çatışma sırasında öldürülmesinin üzerinden dört yıl geçti. Onun ardından eşi Türkan Elçi’nin girişimleriyle kurulan Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı bünyesinde çıkan Kırık Saat dergisinin ilk sayısı okurla buluştu. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Orman‘la derginin çıkış sürecini, hedeflerini, kültür sanatla insan hakları temelli ne tür çalışmalar yapacakları hakkında konuştuk. Bir tür hafıza oluşturmaya çalıştıklarını kaydeden Orman, edebiyat üretimiyle Tahir Elçi’nin mirasını aynı potada eritmeye çalıştıklarını kaydediyor. Orman,

Edebiyat, devletlerden ve iktidarlardan büyüktür

diyor. Orman‘a göre artık, başka bir dönemdeyiz, çünkü,

Artık geçmişin galiplerine yönelik tarih yazımı da kahramanlık çağı da sona erdi.

Kırık Saat
Kırık Saat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Orman

Üç ayda bir yayınlanacak kültür-edebiyat-düşünce dergisi Kırık Saat’in ilk sayının başyazısında, Tahir Elçi’nin katledilmeden birkaç gün önce kaleme aldığı ve Dört Ayaklı Minare önünde yaptığı konuşmanın yansımasının notları yer alıyor. Tahir Elçi,

Birbirimizin yaralarıyla birleşmesek, aynı çatı altında birlikte yaşam imkânının kalmayacağını herkes görmelidir

diye sesleniyor. Dergi ismini, Tahir Elçi’nin öldürülmesinin ardından geride kalan kırık saatinden alıyor. Vakıf bünyesinde kurulan yayınevinin ilk kitabı olan Hilmi Şeker‘in “Roboski Davası” kitabı da yakın zamanda raflardaki yerini alacak. 

Derginin ilk sayısında

  • Türkan ElçiKesmelerdi Ağaçları yazısıyla katkıda bulunurken,
  • Hukuk ve Edebiyat Dosyası‘nda Vedat Ahsen CoşarBehçet Çelik ve Burhan Sönmez, edebiyat ile hukuk arasındaki tarihsel ve metinsel ilişkileri ele alarak katkıda bulundu. 
  • Aziz YağanTürklük Sözleşmesi kitabıyla Türkiye’deki algıları ters yüz eden Barış Ünlü ile Türklük Sözleşmesi’ne ve gündeme dair konuştu.
  • Abdullah Aren Çelik, Filistin Davası’ndaki sivil duruşuyla dikkatleri üzerine çeken Filistinli yazar Gassan Kanafani ve Filistin davasının kaybedilmesini ele aldı. 
  • Orhan Gazi Ertekin, Türkiye’deki hukuk sistemi üzerinden, bölgesel ve kentsel ekolleri irdeledi. 
  • Melike Uzun, Gabriel Garcia Marquez’i yaşamından kitaplarına, yaşadığı coğrafyadan gazeteciliğine dek birçok açıdan anlattı. 
  • Gaye BoralıoğluFigen Şakacı ve Abdullah Ataşçı öyküleriyle,
  • Cihan Ülsen şiiriyle yer aldı. 
  • Mustafa Orman da fotoğraf üzerine bir yazısıyla yer aldı.
  • Ramazan Kaya, Marquez’in Albaya Mektup Yok kitabını, 
  • Semih Gümüş ise Paul Mason’un Kapitalizm Sonrası Geleceğimiz İçin Bir Kılavuz kitabını inceledi. 
  • Ümit Kıvanç İlk Ders
  • Erhan Sunar Henri Cartier-Bresson ve Fotoğrafçılığı
  • Mehmet Fatih Uslu Yesayan “Milli Politika Yapıyor”: Uysallar ve Asiller
  • Nahit Eren Bağımlı Yargı: “İstiklal Mahkemelerinden Sulh Ceza Hakimliklerine”, Sabahattin Şen Yılmaz Güney’den Yeni Türk Sinemasına Politik Film yazılarıyla katkıda bulundu.

Kırık saat durmuş zamanı imgeler. Ama dergi ise geleceği. Kırık saatle dergi fikri nasıl buluşuyor?

Kırık Saat, bir dergiden öte artık geride bırakılan bir mirasın, bir emanetin simgesidir. Kırık Saat’in çağrıştırdığı zaman kavramı dergi fikrinde faaliyetlerimizi bellek üzerinden yürütmemize yardımcı oluyor. Bu bellek, toplumun vicdanında yer edinirken mekanın ve kültürel alanın da izini sürecek. Dört Ayaklı Minare’den Kırık Saat’e uzanan mirası gelecek kuşaklara taşımak niyetindeyiz.

Vakıf bünyesinde kurulan yayınevi ne tür kitaplar basacak?

Yayınevi, şu an bir plan aşamasında. Önümüzdeki yıllarda neler basabileceğimizin planlamasını yapıyoruz. Daha çok çeviri alanında ilerleme düşüncesindeyiz. Hilmi Şeker’in Roboski Davası adlı çalışması yayınevimizin ilk kitabı. Yakında raflardaki yerini alacak.

Kültür sanat işi zordur. İstanbul ve Ankara dışında dergicilik de zor şartlar altında yürür genellikle. Derginin uzun soluklu olması için neler planlıyorsunuz? Dağıtım, pazarlama vs işleri nasıl yürüteceksiniz?

Belirtmiş olduğunuz zorluğun farkındayız. Bunun bilinciyle yola çıktık. Dönemsel zorluklar her zaman olacak. İstanbul ya da Ankara’da bir derginin çıkmasıyla Diyarbakır, Van ya da Mardin’de bir derginin çıkması arasında, artık bir fark olduğunu düşünmüyorum. Özellikle sosyal medyanın duvarları yıktığı, ulaşılabilirlik problemlerini ortadan kaldırdığı bir dönemden bahsediyoruz. İstanbul ve Ankara’nın sürekli merkez alınmasının da bir anlamı kalmadı. Elimizden geldiğince bütün şartları zorlamaya çalışacağız. Halihazırda dergimizi dağıtan bir dağıtımcımız var. Bunun yanında bizler de dağıtmaya çalışıyoruz. Dağıtım, matbaa, kargo vs. birçok şeyin maliyeti ciddi rakamlar gerektiriyor, bunu da bilmeyenler için söylüyorum.

İlk sayıya bakıldığında pek çok farklı düşünceden insanın bir araya geldiği görülüyor. Bu anlamda derginin yayın politikası hangi omurga üzerine oturacak? Editöryal süzgecinizden neler geçmez mesela?

Derginin ilk sayısından itibaren farklı görüşlerin olmasını özellikle önemsiyoruz. Sonraki sayılarda da önemsiyoruz. Bir tartışma kültürünün oluşturulabilmesi için aynı görüşte olmadığımız insanlara da ihtiyaç duyarız. Dergimizin kapıları herkese açık. Herkese açık olmamız her şeyi yayınlayacağız anlamını taşımıyor. Demogoji kültüründen beslenen, mağduriyet edebiyatı yapan, hoş görü kültüründen uzak çalışmalardan elbette kaçınacağız. Çünkü artık geçmişin galiplerine yönelik tarih yazımı da kahramanlık çağı da sona erdi. Başka bir dönemdeyiz. Dört bir yanı tahrip edilmiş toplumda, hafızanın ve mekanın insanlarda daha çok yer edinmesi için çalışmalar yapacağız. Eleştiri kültürünü daha çok en yakın çevremizden başlatmak istiyoruz. Kendimizden başlamadan uzağımızdakilerden eleştiriye başlamak ne derece doğrudur?

Son olarak, Dört Ayaklı Minare’nin acısına ortak olan, tarihi mekanların tahrip edilmesini herkesten daha çok dert edinen, insanlığın ortak mirasının yok olup gitmesine karşı tek başına direnen, bu yüzden hiçbir dönem hafızalardan silinmeyecek Tahir Elçi’nin mirasını sahiplenmek isteyen herkese kapılarımız açık.

“Politika Sadece Vaatlerde Bulunur”

Günümüz Türkiye’sinde kültür sanatın pek önemsenmediği, hatta boş iş olarak görüldüğü göz önüne alınırsa Tahir Elçi Vakfı Kültür yayıncılığı ile neyi amaçlıyor? Bir direnme biçimi olarak sanatı tercih etti denebilir mi?

Politika sadece vaatlerde bulunur, edebiyatın ve sanatın bir vaadi yok, çünkü edebiyat ve sanat hayatın her alanını kapsayan bir güce ve biricikliğe sahiptir. Direnme biçimi mi olur, hafıza yaratmak mı olur, çalışmalarımız yayınlandığında buna sanat severler ve edebiyat severler karar verebilir. Biz çalışma yapacağımız alanları başka bir röportajda da belirtmiştik. Kültürel alanda kendimizi ifade etme biçiminin daha sağlıklı bir yol olduğunun bilincindeyiz.

Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle mağdur (özellikle devlet şiddetine maruz kalmış) Kürtler çok önemli bir dostlarını destekçilerini kaybetti. Onun adına kurulan vakıf, Yayınevi ve dergi bu değerli mirasa nasıl sahip çıkacak? Kültür sanat yayıncılığı böyle bir misyon üstlenecek mi?

Edebiyat, devletlerden ve iktidarlardan büyüktür. Topluma hizmet eden aydınlar da devletten ve iktidarlardan daha saygındır. Devletler ve iktidarlar zamanla silinip giderler, ama bir edebiyat eserinin ya da bir aydının kolay kolay dünyadan silinmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Kürtlerin uzun yıllar, sanat ve edebiyat alanında kendi yaşadıklarını dünyaya duyurma seçeneği görmezden gelindi. Yıllarca Kürtlerin tek seçenekleri politikaymış gibi lanse edildi. Kürtler, sanatla, edebiyatla, mekanla, kültürel ve siyasal alanda daha etkin olabilecek büyük bir potansiyele sahiptir. Kürt gençleri hem bulundukları mekanlar hem de içinde taşıdıkları çok yönlülükle, daha geniş bir alanda faaliyet gösterebilirler. Enerjilerini ve öfkelerini sanatla, edebiyatla daha güçlü hale getirebilirler. Bu yolda Kürtler, sayısal olarak demiyorum niteliksel olarak daha çok dosta ve destekçiye sahip olur.


Editör Notu: Hayatın Teorisinde Kaybolan Karekter; Oblomov


Ze Kitap’a Destek Olmak İster misiniz?
Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılabilmek için sizin desteğinize ihtiyacımız var. Bize Patreon üzerinden destek olabilirsiniz. Çok teşekkürler.
Destek Olun!


Küçük Yılan