Dönüşüm ve Toplum

0
2231
Dönüşüm

Dönüşüm, Franz Kafka‘nın kaleme aldığı toplumların ve toplum içinde fertlerin çelişkilerini göz önüne seren bir başyapıt. Kafka bu uzun öyküsünde kullandığı böcek metaforu ile okuru mecazi anlatımın uç noktalarına taşıyor. Dünya klasiklerinde kullanılan bu tür metaforik anlatımlar toplumların geçmiş ve günümüzde karşılaştığı sosyo psikolojik durumların anlaşılmasına büyük katkılar sunmaktadır.

Öykünün başkahramanı Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendisini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Sosyal çevresi, ailesi ve patronunun canı sıkılır bu duruma. Patronu için bir çalışanın, annesi babası için bir evladın, kardeşi için de bir ağabeyin böceğe dönüşmesinden daha çok işe gidemeyecek olması canını sıkar herkesin. Ailenin para kaynağı yok olmuş patronun ise çalışkan bir kölesi(!) böceğe dönüşmüştür.

Böcek Metaforu…

Böcek metaforu kullanmasından olsa gerek Kafka nişanlısı Felice‘ye yazdığı mektuplardan birisinde ‘korkunç bir öykü‘ diye bahseder Dönüşüm‘den. Aslında bu denli uç bir metaforun kullanılması, bir kötülüğün toplumu esir alması sonucu o toplumun düşünsel olarak hangi noktalara ulaşabileceğini göstermesi açısından çok kayda değer bir durumdur. Öyküde toplumların, maddi rahat ve konforu kaybetme korkusuyla, insani değerler açısından nasıl bir değersizlik ağına düştüğü resmedilir ki; öykü bitmeden böceğe dönüşmüş Samsa bir kenarda günden güne eriyip yok olur. Ailesi ise bir böcekten(!) kurtulmuş olmanın hazzı ile yeni hayatlarına mutlu ve mesut devam eder. 

Temeldeki Problem…

Temeldeki problem ise cana, öze ve insana değer vermeme, şekillerden ve rütbelerden oluşan değersizlikler silsilesi içersinde yaşamasıdır insanoğlunun. Günümüz toplumlarında hangi dinden ve sosyal sınıftan olursa olsun tüm insanların tek tek problemidir cana ve öze değer vermemek.

Tarihten bugüne değişik toplumlarda bir çok insan ve bir takım kesimler baş karakter Samsa‘nın durumuna düşmüştür.  Karşılaştıkları tepkiler ise Samsa‘nın çevresinden gördüğü tepkilere çok benzerlik taşımaktadır. Tarih bu mevzuda da çoğu kez tekerrür etmiştir.

Ne dini kaideler ne de insan kaynaklı ortaya konulan disiplinler bu hastalıktan kurtaramıyor insanoğlunu. Batı medeniyetinde bu sorun kısmen aşılmış olsa bile sömürgeler sebebiyle çok farklı bir boyutta devam etmektedir insana değer vermeme olgusu. Çünkü insanoğlu içinde taşıdığı kötü istidatları modern toplum ilişkilerinden besledikçe, özüne ve insani değerlere yabancılaşmaktadır.

Toplum tarafından Samsa‘laştırılan kesim ve fertler ise insanlık tarihine tam vakıf olmadıkları için karşılaştıkları yeni durumu anlamlandırmakta güçlük çekmektedir.

İnsanı ve toplumu anlamak için, Dönüşüm ve klasik eserleri mutlaka okumak ve yorumlamak gerekir. 

Düşüncelerinizi Bize Yazın