Çocuk Edebiyatı’nın Başarılı Yazarlarına 4 Soru Sorduk

0
429
Çocuk Edebiyatı

Kelime Yayınları’dan Çocuk Edebiyatı ’nın üç önemli yazarı; Renan Özdemir, Banu Bozdemir ve Özlem Tokman’a çocuk yayıncılığı ile ilgili merak ettiklerimizi sorduk.

Türkiye’de Çocuk Edebiyatı ’nın bugünü ve yarını ile ilgili düşünce ve beklentileriniz neler?

Renan Özdemir: Ülkemizde son yıllarda çocuk yazını altın çağını yaşıyor diyebiliriz. Gün geçmiyor ki yeni bir kitap basılmasın. Bu fazlalık biraz karmaşa gibi görülebilir ancak ileriki yıllarda birçok kitap bu karmaşanın içinden edebi gücüyle sıyrılıp Türk Çocuk Edebiyatını oluşturacaktır.

Banu Bozdemir: İyi bir yere doğru gittiğini görüyorum. Yazar ve yayınevlerinin çoğalması iyi bir işaret gibi duruyor ama klasik olarak çoğalan her şey iyi olmayabilir. Kaliteli kitaplar, çocuğun dilinden anlayan yazarların çoğalması ancak sektörü doğru bir yere taşır. Beklentim daha fazla çocuğa ulaşmak, onlara okuma alışkanlığının yanı sıra dünyaya farklı, pozitif bakmalarını sağlamak. Ve de kesinlikle doğasever çocuklar olmalarını isterim.

Özlem Tokman: Çocuklar için daha özgür bir okuma ortamının olmasını arzu ediyorum. Bağımsız kitabevlerinin ve devlet kütüphanelerinin sayısının artması bu özgür ortam için elverişli koşulları oluşturabilir. Kitap okumak bir ödev ya da zorunluluk değildir. Kitap okumak bizi şekillendiren, eğitimli bir birey olarak toplum içinde konumlandıran, ufkumuzu, düşüncelerimizi ve kalbimizi açan çok keyifli bir deneyimdir. Umarım çok daha fazla sayıda çocuk bu keyfi tadabilir ve kitaba erişimi olmayan ama okumaya istekli çocuklarımız kütüphaneler vasıtasıyla kaliteli çocuk edebiyatına ulaşma şansına kavuşurlar.

Çocuk kitapları yazarı olarak sektörde karşılaştığınız zorluklar neler?

Renan Özdemir: Doğal olarak sektördeki mali sıkıntılar biz yazarları da etkiliyor.

Banu Bozdemir: Sektörde çok fazla zorlukla karşılaştığımı söyleyemem. Ama daha fazla devlet okuluna gidebilmek isterdim ki orada da bu yıl bir hareketlilik görüyorum.  Ebeveynlerin, öğretmen ve okul yöneticilerinin keşifçi davranıp, köpürtülen kitapları değil de gerçekten içerik olarak zengin ve farklı kitapları tercih etmesini isterdim. Sektörel olarak daha fazla dayanışma içinde olmak da fena olmazdı.

Özlem Tokman: Türkiye’de çocuk kitapları okullar üzerinden pazarlanan ticari bir ürün haline geldi. İyiyi kötüden ayırmanın zorlaştığı bir kitap çeşitliliği de var. Bu kadar çok seçeneğin arasında çocukların yine de özgür bir seçim yapma şansının çok kısıtlı olduğunu görüyorum. Çocuklar özgür seçim yapamayınca; kalıpların dışında yazmaya çalışan, okulların ve öğretmenlerin beğenisini kazanma kaygısıyla değil de çocuğun zihnini özgürleştirme odaklı yazan yazarların işi hiç kolay olmuyor. Sanırım durmadan önüme dikilen en büyük engel bu.

Sizce iyi bir çocuk kitabında bulunması gereken ilk üç özellik ne olmalı?

Renan Özdemir: İlk olarak edebi bir dil. İkincisi yazarın anlatım şekli yani kendine has üslup geliştirmesi. Üçüncü olarak sağlam bir kurgu, kompozisyon. Bunlar çok çok önemlidir.

Banu Bozdemir: Çocuğun dilinden anlayan bir akıcılıkta olmalı kesinlikle. Merak ve heyecan unsuru da olmalı. Çocukların takibini kolaylaştırıyor. Farklı konular, farklı karakterler de kitabı çocukların gözünde ilginç hale getiren özellikler.

Özlem Tokman: İlk olarak kitap iyi bir editörün elinden geçmiş olmalı. İkinci olarak çocuğun ilgisini çekecek, ufkunu açacak, onun düşünsel ve duygusal gelişimine katkıda bulunacak, yaş grubuna uygun bir konusu ve anlatımı olmalı. Son olarak da çizimleri ve kapak tasarımı, görsel olarak çocuğun hayal dünyasını harekete geçirecek kalitede ve estetik güçte olmalı.

Çocukluğunuzda sizde iz bırakan kitap ya da kitaplar hangisi?

Renan Özdemir: Öyle çok var ki… Roald Dahl’ın Cadılar ve Küçük sevimli Dev’i diyebiliriz.

Banu Bozdemir: Çocukluğumda çok kitap okuyan bir çocuktum. Birinci sınıfta okuduğum Kınalı Yapıncak adlı bir kitap beni epey etkilemişti. Yazarını bulamadım, kitapla ilgili ipucu da yok. Onun dışında Aziz Nesin, Muzaffer İzgü ve Kemalettin Tuğcu okuyup etkilenmiştim.

Özlem Tokman: Martı kitabını çok sevmiştim. Sürüden ayrılmanın erdemini anlatan, bedeli dışlanmak bile olsa özgürlüğü için, farklılıklarını korumak için cesaretle mücadele eden Martı Jonathan’ın hikâyesi bugün bile, hem içimi burkar hem de bana umut verir. 

Düşüncelerinizi Bize Yazın