Ana Sayfa Blog

Şehrin Şenlikli Tarihinden İzlenimler: Bir Şehr-i İstanbul ki..

0
İstanbul

Oğlak Yayınları tarafından yayımlanan, yakın tarihimizin arkeoloğu Gökhan Akçura’nın kaleme aldığı Bir Şehr-i İstanbul ki… adlı kitapla birlikte İstanbul’un neşeli hayatına doğru yolculuğun ilgili okuyucuyu da eğlendireceği kesin.

Bir Şehr-i İstanbul ki..” İstanbul’un uzun ve canlı öyküsünün en eğlenceli duraklarına uğrayıp oraların en renkli simalarıyla tanışacaksınız. Zaman zaman kıymetini bilmediklerimiz içinizi sızlatacak elbette.

İstanbul hep kendi bildiğini okumuş okumasına da, her kuşaktan, her milletten İstanbullular kendilerince bir şekil vermeye çalışmışlar ona. Ne kadar becerebilmişler orası tartışmalı… Ama denemişler en azından. Örneğin terbiye etmek istemişler, Saygısızlıkla Savaş Derneği kurmuşlar. İstanbul terbiyeli, saygılı olmuş mu bilinmez ama Kırk Gün Gece festivalleriyle vur patlasın çal oynasın eğlenmiş.

Bugün İstanbullular akın akın sahil kasabalarına gidiyorlar ama bir zamanlar şehirde birçok plaj varmış. Üstelik yine de yetersiz bulunup gazeteler daha fazlası açılsın diye yazıp durmuş. İstanbullular sayfiyeye de pek düşkünmüş. İlla ki zamanı, mevsimi gelince Boğaz’ın köylerine, Bostancı’ya, Fenerbahçe’ye göçerlermiş.

Mehtap âlemleri de ayrı bir keyifmiş. Sayısız kayık izlermiş hanendelerin kayıklarını Boğaz’da… Sadece Boğaz mı, Beyoğlu da bir başka dünyaymış. Tiyatro salonları, gece kulüpleri, kabareler… Bin bir renkli bu dünyada yok yokmuş. Bir de zenci bir Rus’umuz varmış, ilk Maksim’i de zaten o açmış. Ama İstanbul sayısız duraklarda soluklanıp yoluna devam ederken, tarihi sinema ve tiyatro salonları yıkılmış, Şan Tiyatrosu yanmış…

Gökhan Akçura Hakkında

Yazar, araştırmacı, senarist, reklamcı, yayıncı, editör, radyo programcısı.

Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Aynı alanda öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1980’den sonra üniversiteden ayrıldı ve reklamcılık, senaryo yazarlığı, yayıncılık ve editörlük yaptı.

Halen İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg olarak çalışmaktadır. Ayrıca serbest araştırmacı, yazar ve radyo programcısı olarak da çalışmalarını sürdürmektedir. Akçura’nın sinema, tiyatro ve gündelik yaşam tarihi ile ilgili birçok kitabı yayımlandı. 1998 yılında Albüm Dergisi‘nin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Birçok belgesel ve serginin hazırlanmasında katkıları oldu. Özellikle dokuz kitaplık Ivır Zıvır Tarihi dizisiyle ünlendi. Kurulduğundan itibaren dokuz yıl boyunca Açık Radyo’da Arzın Merkezine Seyahat adlı bir rock programı hazırlayıp sunmuştur.

”Çalışma Yaprakları” İle Okuma Deneyimi Yeniden Tanımlanıyor

0
Çalışma Yaprakları

Tudem Yayın Grubu‘nun, renkli kitap koleksiyonundan aldığı esin ve uzman öğretmenlerle kurduğu işbirliğinden hareketle hayata geçirdiği Çalışma Yaprakları projesi, kitapların daha da önem kazandığı uzaktan eğitim döneminde çocuklara yepyeni ve sürdürülebilir bir okuma deneyimi sunuyor.

Yayın grubunun koleksiyonunda yer alan kitapların çocuklar tarafından daha etkileşimli bir şekilde okunması ve okunan metinlerden farklı kazanımlar elde edilmesi amacıyla hazırlanan Çalışma Yaprakları özgün içerikleriyle fark yaratıyor. Kitabı okumadan önce, okurken ve okuduktan sonra yanıtlanacak sorulardan oluşan Çalışma Yaprakları öğrencilerin okuduğunu anlama, yaratıcı düşünme ve yazma, kurgu oluşturma, hikâyeleştirme, eleştirel düşünme ve empati kurma becerilerine katkı sunuyor.

Çalışma Yaprakları Nasıl Bir Okuma Deneyimi Vadediyor?

OKUMA ÖNCESİ Bölümü

Okuma eylemine geçmeden önce okurlara çeşitli sorular, etkinlikler ve ön araştırma önerileri sunuyor. Yönlendirmeleri takip eden çocuklar, metindeki ana temalar, duygular ve olaylarla ilgili beyin fırtınası ve değişik ön hazırlıklar yapmaya olanak buluyor.

OKURKEN Bölümü

Bu bölüm, çocukların, metni ve onunla ilişkili görselleri okurken yorumlama, gözlemleme ve irdeleme becerilerini geliştiren; bir başka deyişle onları okumaya yakınlaştırarak kitap içerisinde adım adım ilerlemelerini sağlayan sorular ve etkinliklere yer veriyor. Buna göre okurlar, metnin içerisindeki herhangi bir bölümde okumaya ara verip eserin geri kalanına dair tah­minlerde bulunabiliyor ya da hikâyedeki bir karakterin genel kurguya göre nasıl dönüşüm geçirebileceği üzerine analizler yapabiliyor.

OKUMA SONRASI Bölümü

Bu bölümde ise, yaptıkları ön çalışmalarla yakın okuma eyleminin tüm gereklerini yerine getiren çocukların, okudukları metni ölçme ve değerlendirmelerine yarayacak sorular ve etkinlikler yer alıyor. Etkileşimin zirve noktasına tırmandığı bu bölüm, okurun metne nasıl bir yorum kattığını, metinden düşünsel ve duygusal olarak neler kazandığı­nı da açığa çıkarıyor.

Şu âna kadar 94 kitap için yayımlanan ”Çalışma Yaprakları”nın ilerleyen dönemlerde yeni kitaplarla zenginleştirilmesi ve Tudem Yayın Grubu‘nun bütün koleksiyonuna yayılması planlanıyor.

Okuma kültürümüzün gelişimine katkı sağlayacak bir sosyal sorumluluk projesi olarak hayata geçirilen ”Çalışma Yaprakları”na tudem.com üzerinden ücretsiz olarak ulaşılabilir.

İnkılâp Kitabevi’nden Çocuklara Evde Kalmayı Çekici Kılacak Öneriler!

0
Çocuk

İnkılâp Kitabevi ve bünyesindeki çocuk kitapları markası Mandolin Yayınları, COVID-19 salgını nedeniyle eğitimlerine evden devam eden çocuklara birbirinden renkli kitap önerileri sunuyor!

Rüzgar Olmak İsteyen Çocuk – Başak Sayan

çocuk

Arka Kapak Yazısı

Milo’nun en büyük hayali tıpkı bir rüzgâr gibi uçmak ve dünyanın her yanına gidebilmektir. Ancak Milo’nun bu isteği büyükler ve hatta, belki inanmayacaksınız ama, okuldaki arkadaşları tarafından bile kabul görmez. Olacak iş midir, rüzgâr olup uçmak görülmüş şey midir? Bir gün Milo ormana doğru kısa bir yürüyüşe çıkar. Bu yürüyüşte karşılaştığı kurt, Milo ile konuşmaya başlar ve ona yaşayan her canlının bir hayali olduğunu, herkesin hayallerini gerçekleştirebileceğini söyler!

Elbette ki etrafındaki hiç kimse Milo’nun bir kurtla konuşabildiğine de inanmaz. Neye inanacağını şaşıran Milo, şüpheye düştükçe yeni dostları da hayatından bir bir çıkar. Neredeyse hayallerini bile gerçekleştiremeyeceğini düşünür.


Gölgesini Arayan Çocuk – Başak Sayan

çocuk

Arka Kapak Yazısı

Ares’in en büyük isteği herkes tarafından sevilen, bütün herkesin arkadaş olmak istediği, mükemmel biri olmaktır. Tıpkı havalı sınıf arkadaşı Leo gibi. Ve bunun yolunun güzel kıyafetler ile pahalı eşyalardan geçtiğine inanmaktadır. Ancak ne yaparsa yapsın annesini bu pahalı şeyleri almaya ikna edemez. Bu nedenle çok mutsuz hisseder kendisini. Hiçbir zaman mükemmel, havalı, popüler biri olamayacağını düşünür. Üstelik arkadaş olmak için can attığı Ela’nın da dikkatini çekemeyecektir bu durumda. 

Bir gece beklenmedik biriyle tanışır. Ve ondan, hayal ettiği gibi biri olmasının sırrının gölgesini bulmaktan geçtiğini öğrenir. Ancak bunu nasıl yapacağını bilemez. Tam bu esnada ailesiyle çıkmak zorunda kaldığı bir yolculuk onun tüm yaşamını değiştirir.

Bu yolculukta hayatına giren yeni arkadaşları ona, sahip olduklarının değerini, sevilmek için hiçbir nedene ihtiyacı olmadığını, olduğu haliyle mükemmel olduğunu ve yaşamın en büyük sırlarından birini öğretirler: Kendini sevmek ve olduğu haliyle kabul etmek.


Başak Sayan’dan Rüzgar Olmak İsteyen Çocuk kitabının ardından, bir çocuğun gözünden hayata, gerçek sevgiye ve arkadaşlığa dair büyüleyici bir hikâye.


Duygu Navigasyonu – Sefa Ceran Öztürk

çocuk

Milaşoki dostlar!

Yanlış okumadınız. Evet, mikaşoki. Duyguca dilinde “Merhaba” demek. Duyguca, kitabımın kahramanı Duygu’nun kendince uydurduğu, kimsenin anlamadığı ama onu çok eğlendiren bir dil. Duygu, çoğu zaman insanlarla konuşmak istemiyor. Konuştuğunda da içinden kendi dilinde bir şeyler söylüyor. Mesela çok kızınca “surikita” diyor. Sevinince “kirasitomba”, durum komikse “bukiriştok” demek onu rahatlatıyor. Çünkü Duygu’nun kafası duygular konusunda biraz karışık… Ama artık değişim zamanı. Duygu’nun dedesi bir mucit ve torunu için bir çözüm üretiyor: Duygu Navigasyonu. Navigasyon konuşuyor ve Duygu’yu yönlendiriyor. İşte komik ve şaşırtıcı olaylar da bu şekilde başlıyor.

Bakalım Duygu, duygu navigasyonu ile neler yapacak?


Emoji Güncesi – Sefa Ceran Öztürk

çocuk

Ekin, güler yüzlü, en sevdiği harf “ğ” olan, ilginç deneyler yapan meraklı bir çocuk. Şimdi Ekin için yeni bir deney zamanı. Bu gizemli deneyinde seçtiği farklı bir emojinin duygusunu bir gün boyunca yaşayacak. Üzülecek, gülecek, şaşıracak, dans edecek, şarkı söyleyecek… Ama deneyinden hiç kimseye bahsetmeyecek. Zorlu, bir o kadar da komik bir macera seni bekliyor.

Bakalım, Ekin deneyini tamamlayabilecek mi?
Ekin’in gizli deneyini fark edecekler mi?
Ekin, emojilere göre duygularını planlayabilecek mi?


Sıkılma Listele – Sefa Ceran Öztürk

çocuk

Nasılsın?
Yaz tatilin nasıl geçti?
Tatilde aynı şeyleri yapmaktan sıkıldın mı?
Yoksa durumdan memnun musun?
Tableti ve televizyonu çok mu seviyorsun?
Peki ya onlar yoksa ne olacak?
Bu kitapta tablete yapışık yaşayan çocukların hikayesi anlatılıyor.


Sıra Dışı Durumlar Serisi 1 – Ateşin Yaramaz Akrabası Yangın – Pedagog Ayşen Oy

çocuk

Arka Kapak Yazısı

Isı ve ışık kaynağı ateş, dikkatli kullanmadığımız zaman yaramaz akrabası yangına davetiye çıkarır. Bu kitapta; bir enerji kaynağı olan ateşin günlük hayatımıza kattığı faydaları ve yangından nasıl korunmamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi büyüklere anlatacağız. Çünkü büyüklerin çocuklardan öğrenecekleri çok şey var!


Sıra Dışı Durumlar Serisi 2 – Depremde Kendimizi Nasıl Koruruz? – Pedagog Ayşen Oy

çocuk

Arka Kapak Yazısı

Doğa bize birçok güzellik yaşatırken zaman zaman da kötü sürprizler hazırlayabilir. Deprem de doğanın insanoğluna hazırladığı kötü sürprizlerden biridir. Bu kitapta, depremin nasıl oluştuğunu, deprem öncesinde, deprem sırasında ve deprem sonrasında ne tür önlemler almamız gerektiğini öğreneceğiz. Sonra da öğrendiklerimizi çevremizdekilere de öğreteceğiz. Unutmayalım ki büyüklerin de küçüklerden öğreneceği çok şey var!


Sıra Dışı Durumlar Serisi 3 – Dikkat Elektrik Var! – Pedagog Ayşen Oy

çocuk

Arka Kapak Yazısı

Isı, ışık ve hareket enerjisi üreten elektrik, doğru kullanıldığı zaman günlük hayatımızı kolaylaştıran harika bir enerji kaynağıdır. Pekiyi elektriği kim icat etti? Şimşek ve yıldırım nedir? Elektrik bize nasıl zarar verir ve bu zararlardan nasıl korunuruz? Haydi, bu kitapla tüm bu bilgileri öğrenelim. Sonra da büyüklerimize anlatalım. Çünkü büyüklerin çocuklardan öğrenecekleri çok şey var!


Sıra Dışı Durumlar Serisi 4 – Ayrı Topraklarda Aynı Gökyüzü Altında – Pedagog Ayşen Oy

çocuk

Arka Kapak Yazısı

Fatma ve Abdullah savaşın karanlık yüzünden kaçan iki küçük kardeş… Ailece daha güvenli bir ülkeye göç edip yeni bir hayata başlıyorlar. Yuvalarından ayrıldıkları için üzgünler, ama neyse ki onlara ülkelerini hatırlatacak şeyler var; umut çiçekleri ve gökyüzü… Şimdi her yere çiçekler ekip sık sık yıldızlara bakıyorlar; bir gün evlerine dönebilmek umuduyla… 


Temizlik Sağlıktır – Pedagog Ayşen Oy

çocuk

Arka Kapak Yazısı

Temizlik, Sağlıktır – Temizlik Üzerine Bir Hikâye: Çocuğunuz belli bir yaşa geldikten sonra kendi beden temizliğini yapabilmeli ve temizlik alışkanlıklarını edinebilmelidir. Bu onun ileriki hayatını da etkileyecek, sağlıklı bir birey olmasına yardım edecektir. Bu hikâye, çocuğunuzun temizlik alışkanlığını erken yaşlarda edinebilmesi için sizinle iş birliği yapıyor…

Yordam Kitap’tan Dört Yeni Kitap

0

Yordam Kitap ve Yordam Edebiyat‘tan çıkan 4 yeni kitap raflardaki yerini aldı. Nisan ayı itibariyle yayımlanan kitaplar Dr. Hikmet Kıvılcımlı‘nın kaleme aldığı Osmanlı Tarihinin Maddesi, yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol‘a ait olup çevirisi Nuri Yıldırım tarafından yapılan Ölü Canlar, Emile Zola‘nın kaleme aldığı ve çevirisini Hamdi Varoğlu‘nun yaptığı Rougon’ların Yükselişi ve Döl Bereketi oldu.

Hikmet Kıvılcımlı’dan Osmanlı Tarihinin Maddesi

Yordam Kitap

Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın siyasal kimliği, kuramsal ve yöntemsel pozisyonu nedeniyle (Ümit Hassan bir istisna) gerek Batı’dan, gerekse de Türkiye’den Osmanlı tarihçileri tarafından göz ardı edilen ya da görmezden gelinen Osmanlı Tarihinin Maddesi, tarihe yaklaşımı, olguları ele alış biçimi, yöntemi ve ruhuyla öncü bir yapıttır. Eser, aynı zamanda Türkiye’de sosyalist düşüncenin özgün yapıtlarından biridir.

Engin bilgi birikimi, sıra dışı gözlem yeteneği ve kendine özgü üslubuyla modern Türkiye’den Osmanlı tarihine bakan Dr. Hikmet Kıvılcımlı,

gırtlağımıza dek Osmanlı tarihinin maddesi ve ruhu içindeyiz

der. Bu nedenle o koca tarihe yarınların Türkiye’si için yeni bir bakış açısı, yeni bir izah kazandırmak ister. Doktor açısından Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih zinciri içinde tuttuğu yer ‘kolay Marksizm’le anlaşılamayacağı gibi Marksizm olmadan da anlaşılamaz. Kıvılcımlı, bu magnum opus’unda Marksizmin yaklaşımı ve yöntemiyle Osmanlı İmparatorluğu’nun kendine özgülükleri arasında uygun bir etkileşim kurmaya özen göstermiş, Osmanlı tarihine ilişkin tartışmaya ve düşünmeye değer sıra dışı kuramsal ve pratik açıklamalar getirmiştir.

Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın sürgünler, işkenceler, hapisler, müsadereler, angaryalar, kovuşturmalar arasında  ve pratik mücadelenin nankörlüğü rağmına inatla, kararlılıkla, titizlik ve özenle tamamlayabildiği bu büyük eser, güçlükler ve belalar aşılarak bugüne aktarılabilmiştir.

Yıllar boyunca siyasal planda olduğu kadar entelektüel-akademik planda da kesif bir ‘susuş kumkuması’na maruz bırakılmış olan Osmanlı Tarihinin Maddesi, şimdi Necmi Erdoğan’ın “Sunuş”uyla yeniden okurlarının karşısındadır.

Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan Ölü Canlar

Yordam Kitap

Ölü Canlar’da Gogol, toprak köleliği sisteminin henüz yürürlükte bulunduğu Çarlık Rusya’sının son derece canlı ve gerçekçi bir resmini çiziyor. Artık hayatta olmayan köleleri canlı gösterip servet kazanmayı aklına koyan hilebaz Çiçikov’un hikâyesi hem trajikomik hem de bir yanıyla tanıdık. Tıpkı bir bukalemun gibi bastığı toprağın, bulunduğu zamanın rengini alan Çiçikov neredeyse “içimizden biri”. Gogol’ün aptallıkla, açgözlülükle, mülkiyet hırsıyla ettiği alay, deha ile örülen olağanüstü bir sanat eserine dönüşüyor.

Ölü Canlar ilk yayımlandığında Rusya’da büyük tartışmalara neden olmuştu: Yaşayan kimseleri köle olarak  kullanmak mı daha kötü ve tehlikeli, yoksa ölülerin ticaretini yapmak mı? Gogol’ü politik hiciv sanatının doruğuna taşıyan bu büyük roman, 19. yüzyıl Rus edebiyatının en başarılı örneklerinden biri olarak kabul görüyor.

Nuri Yıldırım’ın Rusça aslından yaptığı bu yeni Ölü Canlar çevirisi, titiz ve doğru olmasının yanı sıra, değişen dilin yeni ihtiyaçlarını da başarıyla karşılamakta. “Yabancı dillere çevrilmesi en zor Rus yazar” denilen Gogol’ü Türkçe çevirisiyle okuyacaklar için doğru bir tercih olma özelliğini taşıyor.

Emile Zola’a Ait İki Eser Rougon’ların Yükselişi ve Döl Bereketi

Yordam Kitap

Emile Zola’nın Germinal, Meyhane, Nana gibi en ünlü romanlarını içeren Rougon-Macquart dizisine adını veren Rougon ve Macquart aileleriyle dizinin bu ilk kitabında tanışıyoruz.

Tam adı “Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi” olan 20 kitaplık dizi Fransa tarihinde bir dönüm noktasıyla açılıyor. Bir hükümet darbesi ve 1852’den 1870’e kadar sürecek olan İkinci İmparatorluk döneminin başlangıcı…

Rougon’ların Yükselişi bize dönemin Fransız toplumunu altüst eden siyasi olayların uzak ve düşsel bir taşra kentindeki yankılarını anlatıyor. Cumhuriyetçiler, kralcılar ve imparatorluk heveslileri… İkbal peşinde koşanlar, gözden düşenler, inançla kavgaya atılanlar…

Yordam Edebiyat, aşkın, ölümün, sınıf mücadelesinin ve bir büyük entrikanın iç içe geçtiği bu heyecan verici romanı, Attilâ İlhan’ın sözleriyle “en iyi Zola çevirmeniHamdi Varoğlu’nun dilinden okurlarına sunmakta…

Yordam Kitap

Emile Zola yaşamının son döneminde dört kitaptan oluşan yeni bir dizi üzerinde çalışmaya başlar. Dört İncil adını verdiği bu dizi yazarın son eseri olacaktır. İlk üç kitap olan Döl Bereketi, Emek ve Gerçek yayımlanır, fakat Zola dördüncü kitap olarak tasarladığı Adalet’i bitiremeden hayata gözlerini yumar.

Zola, Dört İncil dizisini “tüm eserinin doğal sonucu” olarak nitelemiştir. Önceki romanlarından farklı bir üslupla kaleme aldığı Döl Bereketi’nde, doğurganlığı teşvik eden ve doğurganlığın sınırlanmasına karşı çıkan tezlerini çeşitli insan ve aile tabloları çizerek savunur. Doğum kontrolünü, kürtajı, Fransa’da o dönem çok yaygın olan sütninelik uygulamasını, çocuk esirgeme kurumlarını tartışır. Verimli bir yaşama dair düşüncelerini okurlarıyla paylaşır.

Edebî niteliğinden çok savunduğu tezlerle öne çıkan roman Sigmund Freud’un da dikkatini çekmiş ve Freud, Döl Bereketi’ni okuduğu en ilginç eserler arasında saymıştır.

Yordam Kitap Zola’nın tartışma yaratan bu romanını da Hamdi Varoğlu’nun yetkin çevirisiyle sunuyor.

Kadın Argosu Sözlüğü Tekrar Raflarda

0
Kadın Argosu Sözlüğü

Müteveffa Filiz Bingölçe’nin 2001 ve 2005 yıllarında iki cilt olarak yayımladığı Kadın Argosu Sözlüğü, kadınlara özgü ve anonim bir dilsel birikimin derlendiği müstesna çalışmalardı. Sözlü geleneği kayıt altına alan ve kadınlık deneyiminin muhtelif veçhelerine tanıklık eden ve uzun yıllardır ulaşılamayan bu çalışmaları, tek cilt olarak tekrar Alfa Yayınları aracılığıyla ilgili okurla buluşuyor.

Bir dil oyunu mu bu? Evet…
Kadınlar arası tanışıklığı mı güçlendiriyor? Tabii…
Erkeklere kapalı bir üstünlüğü mü kanıtlıyor? Galiba…
Bir dil bağıyla kopmaz bir doku mu oluşturuyor? Şüphesiz…
Şifrelerle anlaşma çabası mı? Yer yer…
Hayatı kendi dünyasıyla karşılama gayreti mi? Sanırım….
Pek çok sıkıntının panzehiri mi? Kesinlikle…
Gizli mi? Şimdiye kadar…

Filiz Bingölçe, Temmuz 2001

Filiz Bingölçe Hakkında

1965 yılında doğdu. A.Ü. İletişim Fakültesi’ni bitirdi. HürriyetMilliyetAktüel gibi basın kuruluşlarında çalıştı. Alt-Üst Yayınları’nın kurucusu olan, Kadın Argosu Sözlüğü, Asker Argosu SözlüğüFutbol Argosu Sözlüğü gibi kitapları bulunan ve bu yayınevinde yayın yönetmenliği yapan Bingölçe, 2016 yılında hayata gözlerini yumdu.

İBB Kültür Daire Başkanlığı Kültür Sanat Etkinliklerini Online Olarak Sunmayı Sürdürüyor

0
Kültür Sanat

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, koronavirüs (covid-19) salgını nedeniyle, “Sen Evde Kal Biz Sana Geliriz” sloganıyla, kültür ve sanat etkinliklerini, online olarak sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Nisan ayı boyunca, hem yetişkinler hem de çocuklar için bir çok kültür etkinliği, Kültür Daire Başkanlığı’nın sosyal medya hesaplarından ve Youtube kanalından yayınlanacak.

Çocuklar için masal saati, atölye çalışmaları ve tiyatro oyunlarının yer aldığı programda yetişkinler için ‘’Tadımlık Konser’’ başlığıyla mini konserler ile birlikte arşiv konser kayıtları, belgesel gösterimleri ve sanatçılardan, edebiyatçılardan kitap-film önerilerinin yer aldığı ‘’Günün Tavsiyesi’’ ve “Gezgin Söyleşileri” gibi bölümler bulunuyor.

İBB Kültür Daire Başkanlığı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da, online etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. 23 Nisan haftasında da çocuklar için; opera, tiyatro, film gösterimi, konser ve söyleşiler gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü‘nde çocuklar ve yetişkinler için Şehir Tiyatroları’nda daha önce sahne alan oyunları online yayınlayan İBB Kültür Daire Başkanlığı, 2 Nisan’da Sabahattin Ali’yi ölüm yıldönümünde Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali belgeselini online yayınlayarak andı.

İBB Kültür Daire Başkanlığı Kültür Sanat Etkinliklerini  kultursanat.ibb.istanbul adresinden, İBB Kültür mobil web uygulamasında, Youtube İBB KÜLTÜR SANAT kanalından ve sosyal medya hesaplarından takip edilebilir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Meclis Konuşmaları TBMM’nin Kuruluşunun 100. Yılı Şerefine İnkılâp Kitabevi Tarafından Yayımlandı

0
Mustafa Kemal Atatürk

Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ’ün, 1920-1938 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli ve açık oturumlarında yaptığı konuşmaları ve Meclis’te okunan tezkereleri ilk kaynaklarından, yorumsuz olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün Mecli̇s Konuşmaları adlı kitapta bir araya getirildi. Kurtuluş Güran’ın sadeleştirerek yayıma hazırladığı Mustafa Kemal Atatürk’ün Mecli̇s Konuşmaları TBMM’nin kuruluşunun 100. yılında İnkılâp Kitabevi etiketiyle okurlarla buluşturuyor.

Mustafa Kemal’in kaleme aldığı, 23 Nisan 1920’deki Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmasıyla başlayan Mustafa Kemal Atatürk ’ün Mecli̇s Konuşmaları adlı kitap, Atatürk’ün 1 Kasım 1938’de yaptığı konuşmayla sona eriyor. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün 1920 ve 1938 yılları arasında yaptığı, günümüze de ışık tutan konuşmalarını eksiksiz olarak sunan kitap, Cumhuriyet tarihimiz için eşsiz bir kaynak teşkil ediyor.

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk’ün Mecli̇s Konuşmaları kitabında yer alan metinler, günümüz okurunun kolayca okuyup anlaması için sadeleştirilirken, dönemin söyleyiş özellikleri korunarak sadece bugün anlaşılmayan sözcüklerin günümüzdeki karşılıkları kullanıldı.

Kurtuluş Güran’ın sadeleştirerek yayıma hazırladığı Mustafa Kemal Atatürk ’ün Mecli̇s Konuşmaları, İnkılâp Kitabevi etiketiyle raflarda!

Kurtuluş Güran Hakkında

Kartal Lisesi’ni bitirdikten kısa süre sonra yayıncılığa başladı. Meşrutiyet ve Atatürk dönemine ait birçok eseri sadeleştirerek yayıma hazırladı. Atatürk’ün çeşitli konulardaki yazı ve konuşmalarını derledi. Halen editörlük yapmaktadır.

İBB’nin Kitap Satış Sitesine Yoğun İlgi

0
İstanbul Kitapçısı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinden olan Kültür A.Ş bünyesinde kurulan İstanbul Kitapçısı isimli kitap satış sitesi yoğun ilgi gördü. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Kitapçısı isimli internet sitesinde yapılan işlemlerle ilgili olarak sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. İmamoğlu,

İstanbul Kitapçısı’nın web sayfasını bugün 190 bin vatandaşımız ziyaret ederek 21 bin 486 kitap satın almıştır. 5 bin yayınevi ve 200 binden fazla kitaba sadece İstanbullular değil, 83 milyon vatandaşımız ulaşabilir. Kitapçımız Türkiye’nin hizmetindedir.

dedi.

Siteden 75 liranın üzerinde yapılan alışverişler için kargo ücreti alınmıyor.

Bu bir hasret ezgisidir, Garip Bülbül’e

0
Neşet Ertaş

Neşet Ertaş, halk müziğimizin büyük ustası. Sevenleri ve müzik otoriteleri tarafından birçok unvan verilir O’na ama hiçbir unvan abide hayatının içini dolduramamıştır. Bozkırın Tezenesi, Garip Bülbül, Türkülerin Babası ve daha birçok lakap ile anılan büyük ustaya en çok kendi kullandığı Garip mahlası yakışır aslında.

1957 yılında ilk plak kaydını, babası Muharrem Ertaş’a ait olan “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül’’ ismiyle çıkarır. Türkünün adını taşıyan bu soruyu kendine sorar sanki Usta. Gariplik peşini hiç bırakmaz ve son nefesine kadar da bırakmayacaktır. Sazı eline aldığı çocuk yaşlarından beri garip bir bülbül gibi dertli dertli öter durur, ömrünün sonuna kadar da hep böyle seslenecektir yalan dünyaya. Her haliyle tam bir gariptir O. Kabalalıklar içindeyken de, kırık bir gönülle yurtdışında bilinçli bir yalnızlığı tercih edip unutulmak için bir kenara çekildiğinde de tam bir gariptir.

Halinden dilinden anlayanı çok yoktur. Çünkü Büyük Ozan dünyaya aşk ile bakar, can’a bakar, öze bakar. O’nun için canlılar içinde, türün; insanlar içinde kimliğin, rengin, makamın, rütbenin, sosyal sınıfın, ırkın, sağcının, solcunun bir hükmü yoktur. O, insandan önce cana bakar, rütbeden önce insana ve öz’e bakar. Bu özellikleri üzerinde daima bir nişan gibi taşıyan Koca Çınar’ın Garip makamında bulunması, özellikle son dönemde yukarıda saydığım olgularla çok içli dışlı bir toplumda, kaçınılmaz bir rütbeydi elbette.

Ne sahne ışıkları, ne alkış sesleri, ne sloganlar özünden koparamaz

Hayatta beklentiye girmez, kimseye de eyvallah etmez. Ne sahne ışıkları, ne alkış sesleri, ne sloganlar özünden koparamaz. Sahneye çıkar sanatını icra eder, sözlerini dillendirir, kendi deyimiyle bestelerini havalandırır. Ve söylediği tek bir cümle vardır; Ayaklarınızın türabıyım, gönüllerinizin hizmetçisiyim. En güzel övgü sözlerini duysa bile hiç üzerine alınmaz hali hep aynıdır, duruşunu hiç değiştirmez. Çünkü Neşet Ertaş ’a göre hiçbir güzel haslet insanın değildir, her şey Hak’tandır, insanın olan sadece emeğidir. Bunu bilir ve gönlünün ilhamlarını emeği ile birleştirir, gösterişsiz saf ve duru bir hayatın sahibidir. Bazen katıldığı bir programda saygısına beyefendiliğine mukabele görmez, ama o yine değiştirmez duruşunu hep edep, saygı ve sevgi eker etrafına. İster en övgülü sözlere muhatap olsun, ister en ham davranışlarla mukabele bulsun. O hep Gariplik makamındadır.

Garip Bülbül, gönlünü bir Leyla’ya kaptırır ve evlenmeye karar verir ama aynı ruhtanız dediği babası Muharrem Usta karşı çıkar bu evliliğe, yine de evlenir. İlk defa ters düşer dostu, yoldaşı, babası, dertdaşıyla. Olaylar babasının nasihatleri doğrultusunda gelişir. Yaklaşık 10 yıl süren evlilikten 3 evlat dünyaya gelir ve ayrılırlar. Bu ayrılık onu çok yaralar ve unutulmaz eserler vermeye başlar. Besteleriyle Türk Halk Müziğine dev eserler verdiği gibi. Şiirleriyle de edebiyatımıza muazzam pencereler açar. Cahil zamanlarında dünyanın rengine aldanır. Gönül dağı yağmur yağmur boran olur. Can özünden gizli gizli seller akar. Kalpten kalbe giden görünmez sevgi yolu gizli gizli keşfedilir ve onun garipliğinde çok sırlar saklanır yalnız dostların anladığı.

Gönlünce olacak sandığı dünya artık yalandır gözünde ve hep bunu dillendirir, yalan dünyanın geçici hallerine nimetlerine kaptırmaz gönlünü. Halden anlayan bir dost yüreğin dediği gibi Neşet Ertaş, birçok edebiyatçının ciltlerle anlatmak istediği şeyi bir satıra, bir dörtlüğe sığdırır. Anlayan anlar onu oturmasına, kalkmasına, konuşmasına, bakmasına sinmiş garipliğinde. Ve böylece gelir geçer dünyadan. Ona yakılacak çok söz amma ne söylense eksik kalır…

Cümle cümle hece hece, Dost sevgi eker.
Hasret makamında, gönül Dost çeker.

Evde Kalanlara ‘Kitap Çağır’ Hizmeti

0
Kitap Çağır

Keçiören Belediyesi koronavirüs salgını nedeniyle evlerinde kalan vatandaşlar için ‘Kitap Çağır’ sistemini devreye soktu. Belediye kütüphanesindeki 40 bin kitap, mobil ekiplerce isteyenlerin evlerine götürülüyor. Kitaplar poşet içerisinde, dezenfekte edilerek ulaştırılıyor.

Ankara’da Keçiören Belediyesi’nin “tek tıkla kitap kapında” hizmeti yoğun ilgi görüyor. ‘Kitap Çağır’ sistemiyle dileyen vatandaşlardan belediyeye ait Fatih Kütüphanesi’nden kitap isteyebiliyor. Belediyenin mobil ekipleri de kitapları evlere servis yapıyor. Sistemle ilgili açıklama yapan Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok,

Vatandaşlarımızı hem kitap okumaya teşvik etmek hem de evlerinden çıkmadan istedikleri kitaplara ulaşmalarına imkân sağlamak için ‘Kitap Çağır’ sistemini belediyemizin web sitesinde işletmeye başladık. Kütüphanemizdeki 40 bini aşkın kitabı evinde kalan vatandaşlarımıza mobil ekiplerimiz vasıtasıyla götürüyoruz.

dedi.

Evden Çıkmadan 40 Bin Kitaba Ulaşma İmkanı

Keçiören Fatih Kütüphanesi’ndeki 40 bin kitaba evden çıkılmadan ulaşılabilmesi için devreye sokulan sistem Keçiörenlilerden büyük ilgi gördü. Bir günde 552 kitap talebi alan Keçiören Belediyesi, kütüphanede kurduğu ekipler aracılığıyla, kitaplara temasın önüne geçerek ve poşet içerisinde dezenfekte edilmiş halde vatandaşların adreslerine ulaştırmaya başladı.

Kitap Çağır

Kitap Çağır Sistem Nasıl İşliyor?

Keçiören Belediyesi web sitesini tıklayan vatandaşlar Kitap Çağır bölümüne giriş yaparak Fatih Kütüphanesi’nde kitap sorgulaması yapıyor. İstenilen kitap kütüphanede mevcut ise Fatih Kütüphanesi’nden vatandaşa onay bilgilendirme maili gönderiliyor. Eğer istenilen kitap ödünç verilmiş ya da kütüphanede yok ise vatandaş telefonla aranarak veya yine mail gönderilerek bilgilendiriliyor. Vatandaş farklı bir kitap almak istiyorsa tercih ettiği diğer kitaplar adreslerine teslim ediliyor. Talep edilen kitap el teması kurulmadan, ıslanmayacak şekilde dezenfekte edilerek poşetleniyor ve özel ekipler tarafından vatandaşın adresine ulaştırılıyor. Kitap teslim tutanağına, ödünç verilme süresi ve ne zaman geri alınacağı yazılıyor. Ödünç kalma süresi dolan kitaplar vatandaşlardan toplanarak tekrar dezenfekte edilip, talep edilmeye hazır hale getiriliyor.

Bizi Takip Edin!

562BeğenenlerBeğen
8,288TakipçilerTakip Et
590TakipçilerTakip Et
11AboneAbone Ol
Picasso

Picasso Sergisi Sanal Müzede

0
İzmir’deki Arkas Sanat Merkezi, aralarında Pablo Picasso’nun sahne sanatlarına yönelik eserlerinden oluşan “Picasso ve Gösteri Sanatı” sergisi de dahil 20 sergiyi sanal...

Son Yazılar

İstanbul

Şehrin Şenlikli Tarihinden İzlenimler: Bir Şehr-i İstanbul ki..

0
Oğlak Yayınları tarafından yayımlanan, yakın tarihimizin arkeoloğu Gökhan Akçura’nın kaleme aldığı Bir Şehr-i İstanbul ki... adlı kitapla birlikte İstanbul’un neşeli hayatına doğru...